Anne ve Baba Olmak

Işıl Ertüzün
Klinik Psikolog

Klinik Psikolog

Günümüzde geleneksel toplum yapısının değişmesi, çalışma hayatı, eğitimin uzaması, tıbbi ve teknolojik gelişmeler ile birlikte anne olma ve baba olma durumları da dönüşüm geçirmekte. Evliliklerin kuruluşu, çiftlerin çocuk dünyaya getirmeye nasıl karar verdikleri, sonra çocuğa verilen değer bu dönüşümün yansımalarını taşıyor.

Ama değişiklikler kadar, temel değişmezler, esaslar da aynı şekilde geçerli.

Anneliği belirleyen, bebeğin fiziksel oluşumu kadar psişik oluşumunu da sağlayan başlangıçtaki bedensel bir olma hâlidir. Bebek annenin karnının içinde büyüyor. Anne bebeği taşıyor, kapsıyor, sarıp sarmalıyor... Doğumdan sonra da bebeğin ihtiyaçları, bakımı, emzirme ile bu birlik hâli devam ediyor. Anne kimsenin duyamayacağı seslerini duyuyor bebeğinin, ihtiyaçlarını anlıyor. Bedeni, beyni, bunu sağlamaya yönelik hazırlıkları yapmış oluyor hamilelikte. Sonra zaman içinde yavaş yavaş bu ortak yaşam hâli dönüşüyor, bebek büyüdükçe ayrışmaya başlıyorlar. Ama elbette anneler ve çocukları arasında bu başlangıçtaki ortak yaşam hâlinin izleri hayat boyu devam ediyor.

Babalar biraz bu ikilinin doğa itibariyle dışındadırlar. Hamilelik onların değil, eşlerinin bedeninde gelişir. Hatta bu hamilelik çiftin arasına ister istemez bir mesafe getirir. Anne bu bedeninde gelişenle ilgilidir ve çiftin ilişkisinin çeşitli yönlerinde ailenin bu yeni ferdinin getirdiği üçüncü boyutun etkileri hissedilir.

Doğumdan sonra da işler bebeğin üzerine kurulu olmaya devam eder, bebeğin uyku düzeni, gece emzirmeleri, eve yardıma gelenler, her şey bebekle ilgilidir.

Ve babalar adeta çocuklarının büyüyüp konuşur vaziyete gelmesini beklerler onlarla ilişki kurabilmek için. Sanki o zamana kadar çocuklarıyla ilişkide anne kadar etkin olmalarına gerek yok gibidir. Bir yandan da bunu nasıl yapacaklarını bilemediklerini de hissedebilirler.

Fakat o anne-bebek ortak yaşamının yavaş yavaş ayrışmasında önemli pay sahibi olurlar. Çocukla annenin ilişkisinde bu defa onlar üçüncü boyutu getirecek, çocuğun dış dünyaya açılmasını sağlayacaktırlar. Böylece çiftin ilişkisi de yeniden şekillenecektir.

Baba kural koyan, anne-bebek çiftinin ilişkisini yeniden düzenleyen ve çocuğu dünyaya açan özellikleriyle temel işlevini yerine getirir. Fakat bunun yanında o da aslında annenin bebeği kapsamasına, taşımasına benzer bir şekilde, anne-bebek çiftini kapsar, taşır. Onların rahatında, ilişkilerinin güveninde babanın koruyuculuğu pay sahibidir.

Günümüzde çiftlerin anne baba rollerindeki dönüşümler, hatta nasıl çocuk sahibi oldukları (doğal yolla ya da tüp bebek yöntemiyle ya da evlat edinerek) bu temel görevleri ve işlevleri değiştirmiyor

Burada kadın modern hayatta hem çalışır hem anneliği bütün gereklilikleriyle yerine getirirken, kendini giderek işlevsiz hisseden erkeklere (bazen zaten kadınlar da tam da bunu belirtip onları gücendirse de), özellikle de bir tüp bebek tedavisi sürecinden geçmek zorunda kalan, bu süreçte bütün tedavi kadına yöneldiği için (hatta böyle bir tedaviye ihtiyaç duyulduğu için de) kendini yine işlevsiz hisseden baba adaylarına ya da babalara seslenelim.

Sizin işleviniz değişmiyor. Ve bu işlev sadece sperm sağlayarak yumurtayı döllemek değildir.

Bazen erkekler bu tür tedavi durumlarında maddi süreçlerle daha çok ilgilenirler, tedavi için maddi imkân sağlamak, eşlerini tedaviye getirip götürmek ile bu işlevin bir yönünü üstlenirler. Bazen de kadınlar eşlerinin onları anlamadığını, tedavinin yüküyle yalnız bıraktıklarını dile getirirler. Ama en çok merak ettikleri, erkeklerin duygularını genelde ifade etmekte farklı yollar izlediklerini bilseler de çocuğu onlar kadar isteyip istemedikleridir.

Çocuk yapmak iki kişilik bir iştir. Bazen tedavi ekibi bir kalabalık yaratsa da temelde bir anne ve babaya ihtiyaç vardır. Kadının yumurtadan da önce arzusunun döllenmesinin, karı kocanın birbirlerinden çocuk istediklerini hissetmesinin önemi büyüktür. Zaten ilerde çocuğun da en çok merak edeceği şey, kendisinin istenip istenmediği ve anne ve babasının birbirini arzulayıp arzulamadığı olacaktır...

Bu arzu, çocuğun, hayata gelmesinin bir anlamı olduğunu tahayyül edilebilmesini ve onu yaşatan, koruyan ve geliştiren bir ortamın dokusunu oluşturur.

Dolayısıyla birincil işlev budur.

Sonrasında ise erkeğin tedaviye giren anne adayını ve ileride anne-bebek çiftini kapsaması, bazen fiziksel olarak ona az iş düşse de, ya da başka nedenlerle eşinin yanında olamasa da zihninde onu, onları taşıması, bunu da eşine hissettirebilmesi esastır.

Bunun anlamı, aynı annenin bedeninde (ve zihninde) bebeğe açılan yer gibi, erkeğin de hayatında bu yeniliğe yer açmasıdır. Böylece çocuğun büyüyüp aklı başında konuşmasını beklerken vakit geçip, ergenliğe gelinip iş işten geçince pişman olmak yerine, çocuğunun büyüyüşünü takip edebilen, onunla ilgilenerek, onunla zenginleşen bir baba olmanın ilk adımları atılmış olur.

İki önemli uyarıyı da yapmadan geçmeyelim.

Birincisi annelere ya da anne adaylarına. Ne kadar modern de olsak geleneksel beklentiler hepimizi bir yandan karşıtlıklarda bırakabiliyor. O yüzden hem babanın bebekle ilgilenmesini bekleyen, hem de bunu yapmaya kalktığında “olmadı beceremiyorsun, ah erkekler...” diyen hanımlara önerimiz, eşlerine yardımcı olmaları ve güvenmeleri. Herkes bir şeyleri yaptıkça o konuda iyileşir. Üstelik burada söz konusu olan anne ve babanın tamamlayıcılığıdır. Çocuğun bir ebeveynin diğerini değersizleştirmesine değil, onun farklılığının zenginliğinin tanınmasına, bu farklılıkların tamamlayıcılığına ihtiyacı vardır.

İkinci uyarımız ise anne ve baba, her iki ebeveyne: “Çocuğuyla arkadaş olmak” fikri muhtemelen insanın kendi anne babasıyla arzu ettiği kadar yakın olamaması, onlarda eleştirdiklerini çocuğuyla ilişkisinde tekrar etmek istememesi ve tabii çağımızın özgürlükçü söyleminden kaynaklanabilir. Fakat unutmamak gerekir ki çocuğun arkadaştan önce onunla yakın ilişkide, fakat anne ve baba olmaya devam edebilen ebeveyne ihtiyacı vardır. Sınırları belirleyebilecek, çocuğu, hatta sonrasında ergeni koruyabilecek, bazen “kötüsün, seni sevmiyorum” demesine katlanabilecek yetişkinlere. Çocuğun büyümek için biraz da böylesi bir mesafeye ihtiyacı olacaktır.

Bütün bunlarda önemli olan başlangıçta anne ve baba adaylarının, sonra artık anne ve babanın hem birbirlerinin hem de bebeklerinin, çocuklarının gelişimine ve farklılaşan ihtiyaçlarına, hem de kendi içlerinden gelen seslere (özellikle de kendi anne ve babalarıyla ilişkilerinden yankılananlara) kulak verebilmeleridir. Bunlar duyuldukça, kelimelere dökülüp paylaşıldıkça ağırlıklar hafifler, ilişki akışkan, canlı ve geliştirici olarak yaşanır. Eğer tıkanıklıklar hissedilmeye başlanırsa, söze dökülemeyenler, sırlar ağırlıklarıyla günü karartırsa üçüncülerden (bazen yakınlarla paylaşmak, bazen de uzmanlara başvurmak) yardım almak işe yarayacaktır.

Unutmayalım ki anne olmak, baba olmak, çocukla birlikte öğrenilir, deneyimle gelişir. Aile sadece adına aile dendiği için değil, onu oluşturan ve bir arada tutan hikâyesiyle birlikte gelişir...

Bu yazı 27 Aralık 2019 tarihinde yazılmıştır.
author-avatar
Doç. Dr. Emre Bakırcıoğlu

Türkiye'de özellikle erkek üreme sağlığı üzerinde uzmanlaşmış Üroloji Uzmanı Doç. Dr. Emre Bakırcıoğlu.

Yorum Yapın

E-posta adresiniz yayımlanmayacaktır. Zorunlu alanlar * ile işaretlenmiştir.

Yorum *

Ad Soyad *

Email *

Telefon